İhtiyar Okuma Masalı

Ona tek bir kere “İhtiyar” dedim. Demez olaydım. Yüzüme öyle bir baktı ki yerin dibine geçtim. Ufalıp ufalıp yok oldum. Yanından ayrıldım. Sonra dönüp baktım. Gözleri hala bendeydi. Yine ufalandım. Çok kızdım kendime çok. Kendi kendimi azarladım. Ne vardı yaşlı birine, “İhtiyar” diyecek!
 
Şeytana uydum işte. Yoksa zevzek arkadaşlarıma mı uydum? Uymaz olaydım. Yanlış yapmışım. Bunu anladım. Yine de özür dilemeye cesaret edemedim. Eve kaçtım. Ama o gece zor uyudum. İhtiyar rüyama girdi. Gözlerini gözlerime dikti. Öyle bir baktı ki deldi geçti. Ak sakalını oynatarak bir şeyler söyledi. Sesini duymadım. Ama güzel şeyler söylemediğini anlamak için sesini duymaya gerek yoktu. Zaten gözleriyle konuşuyordu.

Bir zamanlar o da çocukmuş. Sonra genç olmuş. Derken yaşlanmış. Yıllar geçtikçe saçı sakalı ağırmış. Yüzü ve elleri buruşmuş. Gözlerinin altı sarkmış. Kamburu çıkmış. Kısacası ihtiyarlamış işte. İnsanın elinde değil ki ihtiyarlamamak. Direnememiş. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, bazı şeylere direnemiyor. Özellikle de yıllara. Hiç kimse yıllara direnemez. Çocukluğunuzu, gençliğinizi alır götürür. En güzel anılarınızın üstünden geçer. Tank geçer. Nereden mi biliyorum tankı. Cumhuriyet Bayramı törenlerinde görmüştüm. Geçerken yer gök sarsılıyordu. Çocuktum. Ortalık yıkılıyor sandım. Annemin eline sımsıkı yapıştım. Hemen anladı korktuğumu.

— Tanklar geçiyor korkma, dedi. Deprem değil.

      Hatıraların üzerinden yıllar tank gibi geçer derken iyi laf ettim galiba. Böyle oluyor işte. Kimse geri dönemiyor. En sevdiği zamanı yeniden yaşayamıyor. Kimse yeniden çocuk ya da genç olamıyor. İhtiyarlığı yaşamadığımdan daha iyisini anlatamam. Hissettiğim kadarını söyleyebilirim. Geçen seneye kadar benim de bir dedem vardı. Ak saçlı, ak sakallı, kısa boylu, tombul tombulcuk. Beni dizine oturtur, iç çeker, çocukluğundan gençliğinden söz ederdi. Onu nasıl özlüyorum bilemezsiniz.

Bak şimdi! Sanki niye ihtiyar dedim durup dururken. Küçük kulübesinin bahçesinde kendi halinde oturan yaşlı bir adamın keyfini niçin kaçırdım. Buna hakkım yoktu. Eminim bize bakarken kendi çocukluğunu düşünüyordu. Kendi çocukluğunu arıyordu.
 
Hayallerini bozmuştum. O acıyı

Sponsorlu Bağlantılar

içimde hissediyorum. Terbiyesizlik etmişim. Onun da huzurunu kaçırdım. Kendimin de. Bu sabah alelacele kahvaltı ettim. Çantamı çabucak hazırladım. Hızlı hareketlerim annemin dikkatini çekti.

— Neden bu kadar acele ediyorsun? Diye sordu. Daha vakit var?

— Geç kalmak istemiyorum anne. Öğretmenim kızıyor.

Sokağa atladım. Çıkmadım atladım. Öylesine pattadak. Niyetim bir an önce yaşlı adamı bulup özür dilemek. Zevzek arkadaşlarıma uyduğumu ve hata ettiğimi söyleyecektim ve özür dileyecektim. Kulübesine o niyetle gittim. Yazık ki onu bulamadım. Okul dönüşü tekrar uğradım. Üzgün ve dalgındı. Bakışları gözlerimin önünden gitmiyordu. Nereye baksam yaşlı adamın gözlerini görüyordum. O zamana kadar gözlerini düşünmemiştim. Birden aklıma takıldı. Yaşlı adam mavi gözlüydü. Tıpkı gökyüzü gibi. Ben maviyi çok severdim. Ama benim gözlerim mavi değil. Anneme çekmişim diyorlar. Bu kez kulübenin önü kalabalıktı. Arkadaşlardan biri

— Bizim ihtiyara bir şey oldu galiba, dedi. Hışımla çıkıştım.

— Ona ihtiyar deme!

— Dün sen de ihtiyar dedin. Sen deyince iyi de biz deyince mi kötü?
 
— Ağzımdan kaçmış. Zaten özür dilemeye geldim.

Arkadaşım kapıyı gösterdi.
 
— Galiba geç kaldın, dedi. Senin ihtiyar ölmüş. Adam yani… Aman o amca işte.
 
Bir anda ambulans çığlıkları koptu. Kulaklarımla birlikte beynim de ürperdi. Sanki boşluğa düştüm. Yaşlı adamı ambulansa koydular. Ambulans tüm ışıklarını yakarak, siren sesleri arasında köşeyi döndü. Biraz toparlanınca amcalardan birine sordum:
 
— Yaşlı adama ne oldu acaba?
 
Soruma soruyla karşılık verdi.
 
— Yoksa tanıyor muydun?
 
— Buradan geçerken bazen görürdüm.

İç çekti. Bir avuç nefes aldı.

— İyi biridir, dedi. Çocukları çok sever.  İnşallah iyileşir.

Meğer kalp krizi geçirmiş. Bir hafta sonra kulübesine döndü. İlk ziyaretçilerinden biri bendim. Hem geçmiş olsun dedim. Hem de ihtiyar dediğim için özür diledim. Ya onu kaybetseydim…
 
Özürlerinizi biriktirmeyin çocuklar!

O günden sonra yaşlı adamla dost olduk. Ondan çok şey öğrendim.