İyi Kalpli Terzi Okuma Masalı

Çok uzak diyarların birinde, küçük dükkânında işini çok iyi yapan bir terzi varmış. Bu adam, ülkenin en iyi terzisiymiş. Herkes tarafından tanınır ve sevilirmiş. Eline aldığı kumaştan, kısa sürede çok güzel elbiseler çıkarırmış. İğne ve iplikle öyle bütünleşmiş ki, bir elbiseyi dikişini bitirmeden elinden bırakmazmış. İşini de çok severek yaparmış.

Bir gün dükkânına güzel mi güzel, çok zarif bir genç kız gelmiş. Bu kızın babası, ülkenin en zengin tüccarlarından biriymiş. Terziye:

- Sizi bu ülkede herkes tanıyor ve çok güzel elbiseler diktiğinizi söylüyorlar. Ben de kendime güzel bir elbise diktirmek istiyorum, demiş.

- Ta-ta-ta-bi. Na-sı-sı-l iss-ter-se-se-niz, demiş kekeleyerek.

Bizim terzi, bu güzel kıza görür görmez âşık olmuş. Ondan kekelemesi tutmuş.

Genç kız, ertesi gün elbisesini almaya gelmiş. Terzi, ona elbisesini gösterdiğinde, nerdeyse küçük dilini yutacakmış. O kadar beğenmiş yani. Ne diyeceğini bilememiş. Bunun karşılığında terziye yüklü bir para vermek istemiş. Fakat terzi, parayı almamış.

- Bu elbiseyi size hediye etmek istiyorum, demiş.

- Hayır, olmaz. Böyle karşılıksız bir şey kabul edemem.

- Lütfen kabul edin. Elbiseyi sizin üzerinizde görmek benim için en büyük hediye olacak.

- Madem para almıyorsunuz, o zaman bunun karşılığında size akşama kadar yardım edeceğim. Bunu kabul edersiniz herhalde.

Terzi, genç kızı akşama kadar görecek olmanın sevinciyle:

- Tamam, peki, demiş.

Akşama kadar birbirleriyle çok güzel vakit geçirmişler. Bu sürede kız da terziye âşık olduğunu fark etmiş. Ne var ki genç kız, akşam olmadan evine dönmek zorundaymış. Yeni elbisesini alan kız, evinin yolunu tutmuş. O günden sonra daha sık görüşmeye başlamışlar.

Bir gün genç kız üzüntüyle terzinin yanına varmış. Terziye, babasının artık çok yaşlandığını, bu yüzden de ölmeden önce kendisini evlendirmek istediğini söylemiş. Babası, kızı ülkedeki en yetenekli insanla evlendirmek istiyormuş. Bunun için de bir yarışma düzenleyecekmiş. Terzi kara kara düşünmeye başlamış.

- Ne yapsam? Ne yapsam? diye.

Aklına bir fikir gelmiş ve kıza:

- Üzülme, yarışmaya ben de katılacağım.

- Ama sen terzilikten başka ne yapabilirsin ki?

- Yarışmaya kadar bulacağım ne yapacağımı.

Kız, terzinin kendisini avuttuğunu düşünmüş. Ümidini biraz da olsa yitirmiş olarak gitmiş. Terzinin aklı da kızla birlikte gitmiş.

- Acaba ne yapsam da yarışmayı kazansam, diye düşünmeye başlamış. Saatler ilerledikçe yorgun düşmüş ve uykuya dalmış. Birden:

- Pişşşt, diye bir ses, onu uykusundan kaldırmış.

Gözlerini ovuşturmuş, etrafına bakmış, kimse yok. "Yanlış duydum galiba." diyerek geri yatmış.

Kafasını koyar koymaz yeniden: masalsitesi.com

- Pişşşt pişşşt, baksana, diyen sesi duymuş.

- Heeey, burdayım, diye bağıran iğne, masanın üzerinden zıplaya zıplaya terzinin parmaklarının arasına kendini sıkıştırmış. Sonra iplik:

- Heeey, bekle, diyerek yılan gibi

Sponsorlu Bağlantılar

kıvrıla kıvrıla iğneye yaklaşıp, delikten içeri geçmiş.

Bütün bu olanları terzi hayretle seyrederken bayılıp gitmiş. Birkaç saat sonra kendine gelip gözlerini ovuşturup yeniden bakmış, rüyada değil; kendini çimdiklemiş, hayal de değil. İğne:

- Heey sahip, bizi iyi dinle. Senin ne kadar dürüst, iyi ve çalışkan biri olduğunu biliyoruz. Bu yüzden sana yardım etmek istiyoruz. Bu yarışmayı kazanmak için öyle bir elbise yapmalısın ki, eşi benzeri olmamalı.

- Peki bunu nasıl başaracağım?

- Sen hiç merak etme. Bunu birlikte başaracağız, demiş iğne-iplik.

Yarışma vaktine kadar hiç durmadan çalışmışlar. Yarışma günü gelmiş, çatmış. Birbirinden yetenekli bir çok delikanlı, genç kızla evlenebilmek için yarışma yerinde toplanmış. Yarışma anını beklemeye başlamışlar. Kızın babası, yarışmayı izlemeye gelenler için en güzel yemekleri hazırlatmış, gösterişli evinin bahçesinde misafirleri eğlendirmek için türlü soytarılar getirtmiş.

Yarışma vakti gelmiş sonunda. Bizim terzi heyecanla sırasının gelmesini bekliyormuş. O sırada, birbirinden yetenekli yarışmacılar, yeteneklerini sergilemeye başlamışlar bile. Sıra terziye gelmiş. Terzi öyle bir elbise dikmiş ki, ordaki herkes şaşkınlıkla elbiseye bakmaya başlamış. Herkesin gözü kamaşmış. Elbise, bulunduğu yere göre renk değiştiriyormuş. Zayıf-şişman demeden her kızın giyeceği şekilde esneklik özelliği varmış.

Tüccar baba, önce gözlerine inamamamış. Terzinin böyle bir elbiseyi dikebileceğine inanmamış ve ondan, herkesin gözünün önünde aynı elbiseden bir tane daha dikmesini istemiş. Terzi, böyle bir duruma hazırlıklı olarak gelmiş. İğne-ipliğini eline alıp, yanında getirdiği kumaşlardan aynı elbiseyi dikmeye başlamış. Herkes, terzinin bunu başaramayacağını düşünürken, iğne-ipliğin de yardımıyla, terzi elbisenin aynısını dikmiş. Kızın babası ve misafirler, şaşkınlıklarını gizleyememişler.

Yarışmacıların hepsi bütün hünerlerini sergilemişler ve yarışma bitmiş. Herkes heyecanla yarışmanın sonucunu merak ediyomuş. Terzi, kazamayacağı korkusuyla yarışmanın sonucunu beklemekten vazgeçip dükkânın yolunu tutmuş.

- Allah bilir, diğerleri ne kadar yetenekliydi? Benim kazanamayacağım ortada. Onu unutmalıyım, diye düşünmüş üzüntüyle.

Biraz zaman geçtikten sonra tüccar baba, kızının evleneceği adamı açıklamış. Terzi, yarışmayı kazanmış. Tüm misafirler sevinç çığlıkları atarak eğlenmeye devam etmişler. Genç kız, bu güzel haberin sevincini paylaşmak için terziyi aramış, ama hiçbir yerde bulamamış onu. En son, terzi dükkânına bakmayı akıl etmiş. Terzi, güzel kızı karşısında görünce:

- Kötü haberi vermeye mi geldin?

- Evet.

- Kiminle evleneceğini bilmek istemiyorum. Git burdan.

- Yarışmayı sen kazandın. Yani seninle evleniyorum.

Terzinin kendine gelmesini sağlamak için, iğne usulca hareketlenip terzinin baş parmağına batmış. Terzi kendine gelmiş ve sevinç çığlıkları atmış.

Terzi ve genç kız, çok güzel bir düğünle evlenmişler ve mutluluk içinde yaşamışlar.