Portakal Ağacı Masalı

Yusuf ile nura annelerinin elinden tutmuş mutlu bir şekilde parka  gidiyorlardı. Parktan içeri girdiklerinde  parkın kocaman olduğunu görünce daha çok sevindiler. Renk renk çiçekler çeşitli ağaçlar güzel sesli değişik kuşlar vardı. Her yer göz alabildiğine yemyeşildi. Parkın ortalarına doğru kocaman fıskiyeli bir havuz vardı. Havuzun yakınında da çocuk parkı. Parkı görünce ikisi de annelerinin ellerini bırakıp hemen salıncağa koştular

 Yusuf'un annesi arkalarından seslendi

Dikkatli oynayın çocuklar bizde şurada oturacağız yemek hazır olunca çağırırız dedi. Yusuf ve nura sallandılar kaydıraktan  kaydılar kum havuzunda oynadılar. Etraftaki bazı çocuklar birbirlerine kum atıyorlardı nura onları uyardı. Atmayın arkadaşlar gözümüze kum giriyor dediyse de dinlemediler. O sırada anneleri onlara seslendi

Yusuf nura hadi gelin acıkmışsınızdır yemek hazır dedi

İkisi de parkın yanındaki çeşmede ellerini yıkayıp yere oturdular karınlarını bir güzel

Sponsorlu Bağlantılar

doyurdular. Sıcağında etkisiyle yorulduklarını hissettiler
 Yusuf'un annesi hadi su küçük halıyı alın da ağacın altında biraz uzanıp dinlenin dedi

Halıyı alıp ağacın altına serdiler

Ellerini başlarının  altına koyup gökyüzünü seyre daldılar
Nura dedi ki su bulutu görüyor musun  tip kı bi koyuna benziyor dedi. Yusuf da bir başka bulutu yastığa benzetti. Sohbet ederlerken Yusuf tepelerindeki ağacın dallarına  gözü takıldı.

Ve nura ya sordu sen bunun ne ağacı olduğunu biliyor musun nura dedi
Nura dedi ki ben biliyorum. Peki ya sen
Ben de biliyorum tabi dedi
Nura Yusuf'a o zaman söyle bakalım dedi
Yusuf ise hayır sen söyle bakalım dedi
 Sonra nura tamam o zaman bir iki uç deyince aynı anda söyleyelim dedi
Bir iki uç dedi nura ve iki birde portakal ağacı diye bağırdılar ve kahkahalarla gülmeye başladılar