Gelin İle Tilki Kısa Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir gelin ile tilki varmış. Gelin, bir gün göl kenarına çamaşır yıkamaya gitmiş. Su alırken, insanlık hali bir iş  ya birden gaz kaçırıvermiş. Gelinin gaz kaçırdığını duyan tilki, kıkır kıkır gülüvermiş. Gelin:

“ Ne oldu? Neden güldün diye sormuş?” Tilki:

“Ben seni kaynanana kaynatana diyeceğim, gelin kısmı böyle yapar mı?” Gelinin kaynanasıyla kaynatası o kadar aksilermiş ki gelinlerinin kusurlarını ararlarmış. Gelinin çok güzel allı pullu bir yeleği varmış. Tilkiye demiş ki:

“Tilki kardeş, tilki kardeş sana şu sırtımdaki delmeyi vereyim de yeter ki beni onlara söylme” demiş. Tilki:

“Tamam, oldu anlaştık.” demiş. Tilki yeleği almış, sırtına giymiş. Gelin de evine dönmüş.

Tilki ile kurt hiç anlaşamazlarmış. Tilki, yeleği giymiş. Kurda oyun oynamak için yanına varmış. Hemen kurt sormuş:

“Tilki kardeş, tilki kardeş! Üstündeki ne böyle? Allı pullu, cıngıllı mı cıngıllı bir yelek giymişsin.” Tilki:

“Ya sorma arkadaş! Dün gece ben bir gölün içine girdim ve orada sabaha kadar bekledim. Oradan bir çıktım, sırtımda şıkır şıkır bir yelek! Ben de şaşırdım bu işe!” demiş. Kurt:

“Ya arkadaş,

Sponsorlu Bağlantılar

 ben de girsem o göle, benim de böyle bir yeleğim olur mu?” demiş. Tilki:

“Gir arkadaş, seni tutan mı var, hadi gidelim bir gecede ölmezsin ya!” Kurt:

“Tamam, gidelim.” demiş.

Göle gitmişler tilki, kurda demiş ki:

“Sen göle gir arkadaş, ben seni burada beklerim.” Kurt, bunun üzerine göle girmiş. Beklemiş, yelek takılmamış sırtına! Beklemiş beklemiş, üç saat olmuş, beş saat olmuş. Ama yelek hâlâ takılmamış sırtına. Tabii o zamana kadar kurt, kaskatı buz tutmuş. Kurt, buzu kırmak için bir zorlamış, iki zorlamış sonunda buzu kırmış.

Fakat kurt, buzu kırayım derken, kuyruğunu kopartmış. Kurt:

“Kuyruğum koptu, kuyruğum koptu.” diye feryat etmiş. Uyanık tilki:

“Onunda buluruz çaresini “demiş. Tilki, kurda son oyununu oynayacakmış.

Tilki:

“Hadi dağlara gidelim,  bir çam ağacının sakızını bulup,  kuyruğuna yapıştıralım.”demiş.  Çaresiz  kurt,  bu  fikri  de  kabul  etmiş.  Kurtla  tilki,  bir  dağa çıkmışlar, çam ağacının sakızını da bulmuşlar. Tilki:

“Bu sakızı eritmek gerek” demiş. Böylece kurdun kuyruğunu sakızı eritmek bahanesiyle yakmış.